içerik yükleniyor...Yüklenme süresi bağlantı hızınıza bağlıdır!

Ben sevdiğime küserim

İnsan oğlu doğar, büyür, gelişir ve vakti gelince ölür.

Bu değişmeyen hakikat karşısında hiç bir güç ve kuvvetin bunu durdurması mümkün değildir; zira bütün insanlar hayatın ve yaradılış gayelerinin busüreç içerisinde yapmış oldukları fiillerle sınava tabi tutularak yeni bir alem gerçeği ile karşılaşacağı hakikati ile yüzleşeceklerdir.

Yaşamımız boyunca arkadaşlarımız, dostlarımız, yakınlarımız, aile fertlerimiz ve daha nice kendimize yakın hissettiklerimiz olmuştur. Mesela ilkokul arkadaşlığı,lise dönemi arkadaşlarımız, ünveristeden arkadaşlarımız veya yolculukta tanıştığımız yol arkadaşlıklarımız, iş arkadaşlarımız mahalle arkadaşlarımız v.b. gibi çoğaltabiliriz. Bu kadar çoklar içinde arkamızda taş gibi sağlam duran, sırrımızı sır edinen, derdimizi dert edinen kaç kişiyi bulabiliriz diye kendi kendimize sorarız.

 Yolda bulduklarımız veya yolda yarım bırakıldığımız adına dost ve arkadaş dediklerimizi hayat defterimizden çabucak siler, yok sayar, kısa sürede de unutup gideriz. Bize karşı yaptıkları yanlışlar yüzünden yok saydığımız bu gruptakilere küsmeyiz, kırılmayız; çünkü hayatımızda yer edinememişlerdir;

Ancak yıllarca ekmeğimizi bölüşüp kader birliği yaptığımız, acımızı sevincimizi paylaştığımız, her türlü sırrımıza vakıf olan bir avuç arkadaşımıza bazen kırılır ve küseriz. Bu küsmeler arasında en çok ve yaygın olanları:

"Davet ettik gelmedin, düğünüme gelmedin, cenazemiz vardı gelmedin, neden arayıp sormadın? , Sana ihtiyaç duyduğum anda seni yanımda görmek istedim, ağlarken başımı yaslayacağım bir sen vardın gelmedin, sana ihtiyacım vardı gelmedin, sıkıntılarım vardı gelmedin."Diyerek kırıldıklarımız ve küstüklerimiz vardır. İkisi farklı şeylerdir birinci gurup zaten yok hükmünde ve yolcu mesafesinde olduğu için konumuzun dışındadır. Küsmeye ve kırılmaya değmez.

İkinci gurup ise "gönül umduğu yere küser" beklentimizin sevgimizin saygımızın zirve yaptığı, bir gün görmezssek veya aramazsak yokluğunu derinden hissettiğimiz, bir yanımızın eksik kaldığını tamamlaması gerektiğine inandıklarımızdır.

İşte biz bunlara kırılır ve küseriz; çünkü çok sevmişizdir,çok beklemişizdir. Sebebini soramayacak kadar sevdiğimiz için küseriz; çünkü seviyoruz. Küseriz; neden yanımda değilsin diye, hatta kırılıp küstüğümüzü birine anlatırken göz yaşına boğuluruz. Hep gözümüz yollardadır, hep bekleriz geldi gelecek diye ve beklenen( ölüm ve çok zaruri haller dışında) gelir.

Gardaş yeni duydum neden haber vermedin? Haberi başkasından mı duymam gerekirdi? Diye siteminden sonra "haberi alır almaz geldim." Der ve o an "bende geleceğini biliyordum" diyerek sitem edilenle eden bir duygu seli yaşayarak Devamında iki dost ve arkadaş hıçkırıklarda buluşurlar. Dost ve arkadaş zamana zemine bağlı kalmadan gece saat 03.00' te telefonunuzu çaldıran arkadaşınıza "bu saatte insan aranır mı, bu saatte insan rahatsız edilir mi?" Diye sormaz. Bu saatte aramışsa bir derdi vardır deyip telefonuna "buyur gardaşım" diyerek cevap verebilmektir. Bu arkadaşlığı yakalayan güzel dost ve arkadaşlara her zamankinden çok ihtiyacımız vardır.

Onun için ben beni benim kadar seven ve düşünen arkadaşlarıma küserim; çünkü küsmek, sevmektir. Küsmek, paylaşmaktır. Küsmek, hasretle beklemektir. Küsmek, sönmeye yüz tutmuş muhabbetin yeniden alevlenmesidir. Küsmek, yol gözlemektir. Küsmek, küstüğüne bel bağlamaktır. Küsmek, yaranın içinde irini görmektir. Küsmek, sevgiyi ve muhabbeti daha fazla körüklemektir. Genel olarak düşündüğümüzde kucak açmak, açılan kucağa koşarak gelmektir. Ben bütün dost ve arkadaşlarımı böyle seviyorum. Sevdiğim için de zaman zaman küsüyorum;çünkü onlar benim arkamda taş gibi sağlam duran arkadaşlarım ve kadim dostlarımdır. Bundan dolayı gönül umduğu yere küsüyormuş diyerek gönül dostlarımıza ve arkadaşlarımıza en kalbi selamlar göndererek, küsmenin sevgi eksenli olduğunu belirtmek istiyorum vesselam..

Orhan GÜLEŞCE

YAZARIN DİĞER YAZILARI
FACEBOOK YORUM
Yorum